
Angela Merkel’in siyasi yaşamını ve Almanya’nın yakın tarihine damga vuran şansölyelik yıllarını anlattığı Özgürlük: Anılar 1954 – 2021, Kadim Yayınları etiketiyle Türkçede yayınlandı ve okurla buluşuyor. Angela Merkel’in Beate Baumann ile birlikte kaleme aldığı kitap, yalnızca bir siyasetçinin anıları değil, aynı zamanda Avrupa’nın son yıllarda yaşadığı büyük dönüşümlere içeriden bir tanıklık niteliğinde. Doğu Almanya’da geçen çocukluk ve gençlik yıllarından Berlin Duvarı’nın yıkılışına, bilim insanlığından siyasete uzanan yolculuğundan Almanya’nın ilk kadın şansölyesi oluşuna kadar Angela Merkel, kendine has kişisel hikâyesini yakın tarihin en önemli dönemeçleriyle birlikte anlatıyor.

Kitap, Amerikan idealizminin, ABD'nin dış politikasındaki yansımalarını ve bu yansımaların küresel düzende yarattığı tehditleri sorgulamaktadır. Yazarlar, idealizmin nasıl bir yanılsama olarak kullanıldığını ve bu yanılsamanın arkasında yatan politik ve ekonomik çıkarları ele alarak, okuyucuya derinlemesine bir analiz sunar. ABD'nin dünya üzerindeki etkisi, bu idealizmin nasıl bir araç haline geldiği ve bu durumun uluslararası ilişkileri nasıl şekillendirdiği kitapta detaylı bir şekilde incelenmektedir. Amerikan idealizminin, sadece bir retorik olmaktan öte, politika üretiminde nasıl bir rol oynadığına dair sorgulayıcı bir bakış açısı geliştirilmiştir.

Büyük bir servetin vârisi olan Marguerite, refahın ve zarafetin hüküm sürdüğü ayrıcalıklı bir dünyanın içine doğmuştur. Ancak yetim kaldığında, vasiliğini üstlenen gizemli ve dengesiz kuzeni, genç kadının mirasını kendi hevesleri için çarçur eder. En nihayetindeyse Yeni Fransa'ya yapacağı keşif seferinde Marguerite'in de ona eşlik etmesi konusunda diretir. Yapayalnız ve korku içinde olan Marguerite, vasisi Roberval'in kâtibiyle dostluk kurar ve iki genç arasında karşı konulması güç bir çekim filizlenir. Fakat ilişkileri ortaya çıktığında Roberval tarafından zalimce cezalandırılırlar ve kurtulma ümitlerinin olmadığı küçücük bir adaya terk edilirler. Bir zamanlar şık elbiseler giyen, saçlarına inciler dizilen o ayrıcalıklı çocuk, şimdi doğanın insafına kalmıştır. Hava dönüp de ada buzlarla kaplandığında Marguerite, daha önce hiç ihtiyaç duymadığı bir inanca tutunur. On altıncı yüzyılda yaşamış gerçek bir kadın kahramanın hayatından esinlenen Isola, bir kadının hayatta kalmak adına verdiği çağları aşıp gelen bir mücadelenin hikâyesidir.

Immanuel Kant, modern düşüncenin en büyük dönüm noktalarından biridir. Kant: Düşüncenin Devrimi, yalnızca bir filozofun biyografisini değil, düşünce tarihini kökten değiştiren bir zihinsel devrimin hikâyesini anlatır. Marcus Willaschek, Kant’ın felsefesini soyut kavramların içinden çıkararak; siyaset, ahlak, din, bilim ve insan doğası üzerine tartışmalar bağlamında canlı ve anlaşılır bir çerçeveye yerleştirir. Bu kitap, Kant’ın “kopernik devrimi” olarak anılan düşünsel dönüşümünü adım adım izlerken, onun özgürlük, insan onuru, hukuk devleti ve evrensel barış fikirlerinin günümüz dünyası için neden hâlâ belirleyici olduğunu gösterir. Kant yalnızca metafiziği “eleştirmekle” kalmamış; modern öznenin, modern hukukun ve modern ahlak anlayışının temellerini atmıştır. Willaschek’in çalışması, Kant’ı ne dokunulmaz bir düşünce anıtına dönüştürür ne de onu tarihsel bağlamından koparır. Aksine, güçlü olduğu kadar sorunlu yönlerini de ortaya koyarak, eleştirel bir okuma imkânı sunar. Bu kitap, Kant’ı anlamak isteyenler için olduğu kadar, modern dünyanın fikrî temellerini yeniden düşünmek isteyenler için de vazgeçilmez bir başvuru niteliğindedir.

Yapay zekânın öncülerinden Sepp Hochreiter, bu kitapta yapay zekânın nasıl çalıştığını, hangi alanlarda insan zekâsını taklit edebildiğini ve nerelerde onun sınırlarına takıldığını herkesin anlayabileceği sade bir dille anlatıyor. Bilimin, teknolojinin ve felsefenin kesiştiği bu çarpıcı metin; makinelerin öğrenme kapasitesinden bilincin doğasına, etik sınırlarından gelecekte bizi bekleyen olasılıklara kadar pek çok soruya yanıt arıyor. Hochreiter’in derin bilgi birikimiyle yazdığı bu kitap, 2026 Avusturya Bilim Kitapları Kısa Listesi’ne seçilerek büyük yankı uyandırdı. Yapay Zekâ Neler Yapabilir?, yalnızca teknoloji meraklıları için değil, insan olmanın anlamını yeniden düşünmek isteyen herkes için ilham verici bir yolculuk sunuyor.

Aile ve Mekân, aileyi yalnızca ilişkiler ağı olarak değil, mekânla kurulan çok boyutlu bağlar içinde ele alıyor. Sosyoloji, beşerî coğrafya ve antropoloji disiplinlerinden araştırmacıları bir araya getiren kitap, aile yaşamının ev, şehir ve dijital alanlarda nasıl şekillendiğini inceliyor.Ebeveynlik pratiklerinden göç deneyimlerine, dijital iletişimden gündelik yaşamın duyusal boyutlarına uzanan bu derleme; aileyi sabit bir kurumdan ziyade, hareket ve etkileşim içindeki bir toplumsal olgu olarak yeniden düşünmeye çağırıyor.Derleyenler Maya Halatcheva-Trapp, Giulia Montanari ve Tino Schlinzig, aile sosyolojisine mekân duyarlı yeni bir bakış kazandırıyor. Routledge Aile Sosyolojisi Çalışmaları Serisi kapsamında yayımlanan eser, günümüz aile araştırmalarına özgün bir katkı sunuyor.

Light no longer simply brightens the dark; it exposes every secret the shadows have tried to hide. In The Shadow, the final novel of the Light in the Darkness series, the reader is drawn into a reckoning that can no longer be deferred. With Seda Ulu’s assured and layered prose, the truths that have lingered beneath the surface since the very first book finally come into the open. Former enemies resurface, resolved to settle unfinished accounts. This time, nothing will be left unresolved.

His piercing blue eyes held an unspoken connection, rendering me momentarily deaf to the world around us.

In "Light in the Darkness," Galina found a way to carve out a new world for herself amidst all the darkness. She believed she had left her past behind when she followed the hummingbird and her heart to this place. But the real story begins here. Now, Galina must confront the darkness and secrets she thought were behind her. She faces a choice: to forge a new path from scratch or introduce everyone in her new life, for whom she risked everything, to these truths, even if it means they might leave...

In this book, nine distinct Enneagram personality types are explored to examine people’s fears, strengths, and character traits, with the aim of helping readers better understand both themselves and those around them. Offering valuable insights for anyone who works closely with others such as leaders, managers, and teachers, this work also provides guidance of great worth for families. Thanks to its clear and engaging style, once you begin reading, you will find yourself effortlessly drawn all the way to the end.

Avi Alkaş, a pioneering businessman who makes a difference in every venture he touches, offers readers a unique experience with this book in which he shares his memories and glimpses of his life.

"Tuna Erdoğdu’s aphorisms have no difficulty bringing to light those deep, hidden thoughts that prefer to remain concealed. Rather than tiring the reader or wasting their time, these aphorisms spark the desire to continue reading, and thus they well deserve to linger in the mind for a long time." Asst. Prof. Dr. Güçlü ATEŞOĞLU Mimar Sinan Fine Arts University Department of Philosophy

The atmosphere feels dense, as if on this twenty-seventh day of February, the weight of the world, like a slab of silver, had settled upon land and sea. A pinecone in the tree, the cat by the pane, and thoughts of you clouding my mind. It's the season of love.

At times, distinct paths unexpectedly cross, and from these encounters, love can arise. When the immortal soul intersects with the mortal body, love is born. Driven by this deep affection, the soul clings to the fleeting, fragile existence of the body, refusing to part until the inevitable force of death intervenes. When the soul, powerless against death, must finally depart, it leaves its beloved behind and retreats to its own world.

A woman struggling with loneliness discovers that she has cancer. She embarks on a journey to make a decision about undergoing treatment and continuing her life, while also seeking to uncover the meaning of life. Along the way, her path crosses with that of a banker whose life has fallen apart after his lover suddenly disappeared. During their mysterious investigation, they uncover that the missing lover, who was forced to hide her true identity, is a Yazidi who survived the persecution of ISIS and assumed a new identity. This journey leads them not only to confront the horrors of ISIS but also to explore the culture and traditions of a community that lives with the fear of being a minority and facing social exclusion.

O eski edebi dilin ardına gizlenmiş çürümüşlükten ve tüm bu insanları bir hiçlikten diğer bir hiçliğe kestirmeden götüren rahatsız edici kaderden tiksinmişti.

İnsanlar, yerküre üzerinde, madde üzerinde kurdukları hakimiyetin getirdiği güven duygusuyla sonsuz bir kayıtsızlık içinde, önemsiz işlerinin peşinde, bir oraya bir buraya savruluyordu.

Ben şu koca okyanusun bir damlasıyım yalnızca.

O artık tüm sayfalarını ezbere bildiğim, ancak yine de elimden bırakamadığım bir kitaptı.

Bana nasıl delirdiğimi soruyorsunuz. Şöyle oldu: Tanrılar doğmadan çok daha önce, derin bir uykudan uyandım ve fark ettim ki kendi ellerimle yaptığım ve yedi hayatımın yedisinde de taktığım tüm maskelerim çalınmış...

Kendinize döndüğünüzde, iyi olursunuz. Ancak kendinizi kaybetmeniz sizi kötü yapmaz. Çünkü parçalanmış bir yuva, hırsızlara mesken olmaz, o sadece parçalanmış bir yuvadan başka bir şey değildir.

In a world where past and present collide, False Ratio delves into the mysteries of CERN's ratios and the ancient secrets of Babel. Lionel Ocean, once revered as a scientific hero, now stands on trial, accused of a deadly plot.

Umudum hep var; yoksa yaşayamazdım.

Determining the fate of the world has never presented such a formidable challenge. Professor Hurkan initiates his ambitious plan to eradicate the adverse effects on future generations. The revelation of certain secrets has now become an inexorable reality.

...Bu dünyanın ve üzerindeki yaşamın sonsuz bir kovalamacadan, acımasız bir savaştan, başı sonu belli olmayan, bitmek tükenmek bilmeyen bir kaostan ibaret olduğunu anlayabilirdi.

İki türlü insan vardır; biri karanlıkta uyanıktır, biri aydınlıkta uyur.

Herkes katildir; fikirleri öldürürler, icatları çalarlar, izleyerek, izleyerek ve izleyerek benimkini de çaldılar...